Gebelikte aşırı kafein

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) KAFEİN TÜKETİMİ
HAMİLEYKEN KAFEİN ALMAK ZARARLI MI?
Kafein kahve , bazı çaylar, kola ve çikolatada bulunur. Gebelikte aşırı kafeinin sakıncalı olabileceği konusunda bazı çalışmalar vardır. Hayvanlarda yapılan çalışmalarda düşük riskini arttırabildiği, erken doğuma sebep olabildiği, doğumsal anomalileri arttırabildiği hatta gebe kalmayı zorlaştırabildiği (infertilite) gösterilmiştir. Her içecek yada yiyecekteki kafein oranı farklılık gösterir. Burada bahsedilen aşırı dozdan kasıt genellikle günde 200 mg’dan fazla kafein olmakla beraber gebelerin kafeinli içeceklerden mümkün olduğunca uzak durmalarında fayda vardır. Ancak günde 1-2 fincan kahve, 5-6 bardak çay, az miktarda kola, çikolata alınabilir, aşırı tüketmekten kaçınmak gerekir.

Hamileler günde 200 mg’dan fazla kafein almamalıdır. Hamile olmyan insanlar günde 300 mg’dan fazla kafein almamalıdır.

Serviks kanseri histopatolojik tipleri

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ
Resmi büyütmek için tıklayın
Rahim ağzı (serviks), rahim ile vajina arasında bulunur. Rahim ağzı kanserinin (serviks kanseri) sıklığı smear tarama programları sayesinde özellikle gelişmiş ülkelerde azalmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde nispeten daha sık görülmektedir. Bu nedenle rahim ağzı kanserinden korunmanın en etkili yolu düzenli smear testi yaptırmak ve aşağıda sıralanan risk faktörlerinden kaçınmaktır. Smear testi ve tarama programları sayesinde gelişmiş ülkelerde serviks kanseri yaklaşık yüzde 75 oranında azalmıştır. Dünyada serviks kanserlerinin yüzde 85’i gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Ayrıca son yıllarda uygulanan HPV aşısı (rahim ağzı kanser aşısı) sayesinde serviks kanserinden yüksek oranda koruma sağlamak mümkün olacaktır.
Dünyada kadın genital sistemi kanserleri arasında 3. sıklıkla görülür.

Rahim ağzı (serviks) kanseri ile rahim kanseri (endometrium kanseri) karıştırılmamalıdır, ikisi çok farklı tür kanserlerdir. Rahim (endometrium) kanseri hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Serviks kanseri ve HPV ilişkisi:
HPV virüs enfeksiyonu serviks kanseri gelişmesinde en önemli risk faktörüdür. Serviks kanserlerinin neredeyse tamamında HPV virüsüne rastlanmaktadır. Dünyada bir enfeksiyon ajanla en yüksek oranda ilişkisi olan kanser serviks kanseridir. Bu nedenle HPV enfeksiyonu riskini arttıran faktörlerden kaçınmak gerekir. HPV virüsü ve HPV enfeksiyonu hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. HPV enfeksiyonuna kadınlarda çok yaygın rastlanılır, toplumda yaklaşık yüz kadından 10’unda mevcuttur, ancak bu enfeksiyonlar büyük oranda (%80-90) hiçbir hastalık oluşturmadan kendiliğinden kaybolur. Kaybolmayıp devam eden enfeksiyonların çok az bir kısmı da ileri de serviks kanseri oluşmasına neden olabilir. HPV enfeksiyonu ile serviks kanseri arasındaki latent period yaklaşık 20-25 yıldır.

Risk faktörleri:
– Erken yaşta başlayan cinsel ilişki
– Çok sayıda cinsel partner
– Cinsel partnerin risk faktörleri taşıması (çok sayıda cinsel partneri olması ve HPV enfeksiyonu olmsı gibi)
– CIN, VIN, VaIN hikayesi olması
– Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi olması
– İlk doğumu erken yaşta yapmış olmak (20 yaş altında)
– Multiparite (3’ten fazla doğum yapmak)
– Düşük sosyoekonomik düzey
– Doğum kontrol hapı kullanmak
– Sigara

Serviks kanseri histopatolojik tipleri:
– Squamöz hücreli kanser (en sık görülür, yüzde 70)
– Adenokanser (ikinci sık tip, yüzde 25): Müsinöz adenokarsinom, endometrioid adenokarsinom, berrak hücreli adenokarsinom, villoglandüler papiller adenokarsinom
– Nöroendokrin tip serviks kanseri
– Küçük hücreli (small cell)
– Embriyonel rabdomyosarkom (Botrioid tümör)
– Leiomyosarkom
– Lenfoma
– Malign melanom

Normal doğumda ıkınma

DOĞUMDA IKINMA TEKNİKLERİ
Ikınma normal doğumda annenin doğumunu kolaylaştıracak önemli faktörlerden birisidir. Bu nedenle anne adaylarının doğumhanede doğum süresince nasıl davranmaları gerektiklerini, neler yapacaklarını, doğru nefes ve ıkınma tekniklerini öğrenmeleri egrekir. Bunları hamilelik süresince çeşitli kitaplardan, internet sitelerinden veya hamile eğitim kurslarından öğrenebilirsiniz.

Ikınma doğumun sadece ikinci evreside yapılır, daha öncesinde yapılmaz. Doğum 3 evreden oluşur. Birinci evre sancıların başlamasından rahim ağzının tam yani 9-10 cm kadar açılmasına kadar geçen dönemdir. Bu evre en uzun evredir, bazen bir kaç saat bazen uzun saatler alabilir. Birinci evrede sancılar geldikçe uygun şekilde nefes alıp vermelisiniz ve rahim ağzınızın açılmasını beklemelisiniz. Nefes teknikleri hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bu evrede sancıları kendiliğinden olabilir veya suni sancı veriliyor olabilir, her iki durumda da farketmeksiniz ıkınma yapılmaz. Rahim ağzı giderek açılır ve 9-10 santimetre tam açıklığa ulaşınca artık doğumun ikinci evresi başlamıştır. Bu evrenin başladığını kendiniz anlayamazsınız ancak ebe veya doktorunuz size söyleyecektir. İkinci evrede sizin de ıkınarak bebeğin doğumun ayardım etmeniz istenecektir. İkinci evrere bebek annenin rektumuna (barsağın son kısmı) baskı yaptığı için annede zaten kendiliğinden bir ıkınma hisssi başlayacaktır.  Bu evredeki ıkınma tekniği aşağıda detaylı olarak anlatılmıştır. Ikınmalar ve doktor (veya ebe) yardımı ile bebek doğduktan sonra doğumun üçüncü ve son evresi başlar. Bu evrede bebeğin eşi (plasenta) ayrılması beklenir.  Doktorunuz veya ebe plasentanın ayrılmasını bekleyerek alacaktır, bu esnada ağrı veya sancı hissetmezsiniz, ıkınmanız gerekmez. Doğumun 3. evresi yani plasentanın ayrılması için beklenen süre yaklaşık 5-10 dakika (en fazla yarım saat) sürer. Daha sonra varsa dikişiniz atılır ve doğum masasından kaldırılırsınız.

Normal doğumda ıkınma nasıl yapılmalıdır?
Doğumun ikinci evresinde bebeğin aşağıya doğru inmesi için ve doğum kanalından çıkarak doğması için ıkınmalarla anne adayının destek olması çok önemlidir. Uygun ıkınma doğuma çok yardımcı olur. Ikınma sancı geldiğinde yapılır, sancıların geçtiği ara dönemlerde ıkınma yapmadan dinlenmeniz gerekir. Her sancıda tekrar ıkınmanız gerekir. Genellikle 2-3 ıkınma sonrasında bebek doğacaktır. Ikınma tekniği: Sancı geldiğinde burundan nefes alarak derin bir karın solunumu yapmalısınız. Daha sonra nefesinizi içinizde tutarak çenenizi göğsünüze yaklaştırarak bebeği itmeye çalışır şekilde aşağıya doğru güç uygulamalısınız. Bu insanın kabız olduğunda ıkınmasına benzer. Burada gücünüzü boynunuza doğru değil aşağıya doğru vermelisiniz. Ikınma kuvvetli ve uzun olmalıdır. Bu ıkınma süresince nefesinizi tutmak yerine yavaşca ağzızından “ıııııııı” şeklinde ses çıkartarak nefes vererek de ıkınabilirsiniz. Bu esnada nefes verme çok yavaş olmalıdır ki ıkınma uzun sürsün. Nefesinizi tamamen verdiğinizde ıkınma biter ve sancı geçmemişse bu esnada tekrar aynı şekilde burundan karnınızı şişirecek şekilde nefes almanız ve ıkınmanız gerekir. Ağrı geçince normal nefes alarak dinlenmeniz gerekir ve ağrı gelince tekrar aynı şekilde ıkınmanız gerekir. Ağrılar ortalama 2-3 dakika arayla gelir. Bu esnada gerekirse epizyotomi (doğum kesisi) yapılır ve bundan sonra genellikle bir ıkınma daha doğum için yeterli olur. Bebek doğduğu anda ıkınmayı bırakmanız istenecektir sizden. Burada önemli nokta ıkınma tekniğinde nefesi burundan ve karın solunumu olacak şekilde almanızdır. Bu hem doğumu kolaylaştıracak hem de bebeğe daha bol oksijen sağlayacaktır. Göğüs solunumu yapmamaya özen göstermelisiniz. Karın solunumu nasıl yapacağınız konusunda detaylı bilgiye buraya tıklayrak ulaşabilirsiniz.